Seyirci tiyatroda resmen gasp edildi!
Biliyorsunuz, tiyatro ruhun gıdasıdır… Ama geçen akşam sahnede izlediğimiz performans, olsa olsa bayatlamış bir sokak simidi kıvamında bir şeydi. Yani ne yutulabiliyor ne de çöpe atmaya kıyılıyor. Sevgili misafir tiyatro ekibimiz, tiyatro sanatına öyle bir dokunuş yaptı ki, sanat kendini sahneden aşağı atmak için fırsat kolladı. Bir sahneye çıkıp da bu kadar kısa sürede hem oyunculuk, hem reji, hem de metin katledilebilir mi? Evet, katledilebilirmiş. Üstelik hunharca, acımasızca ve üstelik seyircinin gözünün içine baka baka!
Bu gece bir tiyatro festivalindeydik… Öyle sanıyoruz en azından. Fakat sahnede izlediğimiz şey, tiyatronun değil, bizzat sabır taşıyan seyircinin imtihanıydı. Misafir tiyatro ekibimiz, sahneye adımını attığı an sanatı değil, sanata dair tüm umutları sahneden indiriverdi. Öyle bir oyunculuk sergilendi ki, tiyatro tanrıları sahnede bir dakika daha durulursa Tragedya’nın bizzat trajik bir son yazacağına yemin etmiş olabilirler.
Bir oyun bu kadar mı kötü oynanır. Amatörlüğün ruhu bile uçup gitmiş bir oyunla, Ordu Seyircisi önüne çıkmaya utanmamış bir topluluk tarafından seyirci adeta gasp edildi! Ve tabii ki 90 dakikalık bir oyunun 20 dakikada bitirilmesi… Bu, modern sanatın hız çağına uyarlanmış yeni bir minimalist yorumu muydu, yoksa oyuncuların sahneden bir an önce kaçıp saklanma refleksi mi, bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Seyirci, oturduğu koltuğun her saniyesinde büyük bir kültürel gasp yaşadı. Muhtemelen “kaliteli tiyatro” adlı kavramı da bagaja koyup hızla uzaklaşmışlar. Bu kadar hızlandırılmış bir versiyon, olsa olsa tiyatro değil, sanatsal bir kaçış planıdır. Kim bilir, belki de kendileri bile ne oynadıklarını tam olarak bilmiyordu ve “aman uzatmayalım” diyerek acısız bir son tercih ettiler.
Festivali düzenleyen yöneticilere de bir teşekkür borçluyuz elbette. Bu gece tiyatroya olan bağlılığımız ölçme fırsatı sundular. Fakat bundan sonra festival seçkisini oluştururken, tiyatro tarihinin en kötü örnekleri müzesinden değil, gerçekten sahnede var olmak isteyen ekiplerden seçmeleri, hem kendi itibarları, bilgelikleri hem de seyircinin akıl sağlığı açısından faydalı olacaktır. Böylesine seçici (!) bir gözle bu grubu festivale dâhil edebilmek, tam anlamıyla bir yetenek işi.
Tiyatromuzun genel sanat yönetmeni ve tüm çalışanlarının ellerinden gelenin en iyisini yaptığına hiç şüphemiz yok. Zaten mesele de tam olarak burada! Eğer bu izlediğimiz onların “en iyisi” ise, daha kötüsünü düşünmek bile istemiyoruz. Oyuncularımız adeta birer arı gibi çalışmış, sahada vızır vızır dolaşıp, arı gibi bir sanat balı üretmek istemişler. Ama sonuç? Maalesef ortadaki bal değil, bol bol buruk bir tat olmaktan öteye gidememiş!
Tabii burada asıl sorumlu, işin başındaki organizasyon dahileri. Bir festivali düzenlemek, tiyatroya dair en ufak bir fikir sahibi olmayı gerektirir, değil mi? Yoksa festival komitesinde “Bu işten kim anlıyor?” diye değil de “Kim müsait?” diye mi kadro oluşturuldu? Tiyatrodan anlamayanın tiyatro festivali düzenlemesi, tencere kaynatmasını bilmeyenin restoran açmasına benzer ama en azından restoran açan, kötü yemek yaparsa müşteri kaçırır, burada ise kaçacak yeri olmayan biz zavallı seyirciler, sanatsal bir işkenceye maruz bırakıldık.
İşin en trajikomik tarafı ise, bizzat Belediye Meclis Başkan Vekilimizin bile, dünkü festivalin ilk oyununda baş gösteren organizasyon bozukluğunu, özeleştiri yaparak bu başarısızlığı kabul etmesi ve organizasyon ekibine veryansın etmesi! İşte bunu takdir ettik. Hatalarını fark eden bir yönetici görmek, gerçekten nadir bir deneyim. Belki de bir sonraki festivalde bu özeleştiriyi biraz daha erken yaparlar da, izleyiciyi sanat adına kurulmuş bir tuzaktan kurtarmış olurlar. Kim bilir, belki de festivalin en başarılı performansı, bizzat Başkan Vekilimizin yaptığı bu öz eleştiriydi! Keşke diğer festival düzenleyicileri de ondan rol çalmayı becerebilseydi.
Festival mi düzenlediniz yoksa sabır taşı kırma şampiyonası mı bilemiyoruz, ama sonuç olarak hepimizi tiyatro tarihinin en çilekeş seyircileri arasına soktunuz. Tebrikler!
Bu gösteriyi izleyip de tiyatrodan soğumayan herkesi yürekten kutluyorum; zira böylesi bir sınavı başarıyla atlattık. Darısı festivaldeki gelecek oyunların başına gelmez inşallah!…
Ordu Ordu olalı böyle zulüm, böyle rezalet görmedi:-)
Benden Söylemesi !




Görüşünüzü yorum olarak belirtiniz!