Gerisini Siktir Et, Önce BEN’!

Gerisini
Gerisini

Dışarıda kalmak ya da kalmamak! İşte! bütün mesele bu...
GERİSİNİ SİKTİR ET...

İnsanlığın En Büyük Sorunu: “Gerisini Siktir Et ama Beni de Oyuna Alın! ”

İnsanoğlu garip canlıdır.

Aç kalır dayanır. Uykusuz kalır dayanır. Parasız kalır yine bir şekilde yaşar.

Ama dışarıda kalmaya dayanamaz.

Çünkü insanın en büyük korkularından biri yalnızlık değildir aslında.
“Ben çağrılmadım” hissidir.

Bakın dikkat edin…
Bir ortamda herkes gülerken, espriyi anlamayan insan bile sırf dışarıda kalmamak için güler. Hatta bazısı o kadar abartır ki, ortamdaki en çok gülen kişi olur. Çünkü kahkaha bazen mizah değil, üyelik aidatıdır.

Mahallede okeye dördüncü aranır. Adam oyunu bilmez. Taşı dizemez. İstakayı ters tutar. Ama yine de oturur masaya. Neden? Çünkü insan yenilmeyi kabul eder. Ama çağrılmamayı kabul edemez.

Bakın düğünlerde mutlaka rastlarsınız: Normalde halay çekmeyi sevmeyen adam bile ortaya ilk atlayan olmak ister. Ritmi kaçırır. Ayağa basar. Omuzu çıkaracak gibi döner. Ama önemli değildir. Çünkü mesele oynamak değil; “Ben de buradayım!” diye görünmektir. Hatta bazıları vardır… Halayın başına geçince kendisini UNESCO Somut Kültürel Mirası sanır. Mendili bir sallar… Sanki Malazgirt’i yeniden fethediyor. O an oynanan halay değil, ego folklorüdür.

Eski atasözü boşuna dememiş: “Davul bile dengi dengine.” Bizde mesele denklik değil… Davulun yanında görünmek.

Bugün sosyal medya bunun açık hava tımarhanesine dönüştü. Bir mekâna gidiliyor. Yemek yenmiyor önce. Fotoğraf çekiliyor. Çünkü önemli olan kahveyi içmek değil. Kahvenin seni içtiğini kanıtlamak. Adam kahveyi soğuk içiyor. Ama hikâyeyi sıcak paylaşmak istiyor.

İnsanın “ilk ben olayım” hastalığı yeni de değil.

Eskiden mahallede biri anten taktırırdı. Bütün mahalle damlara çıkardı. “Bizim televizyon daha net gösteriyor” kavgası başlardı. Şimdi anten yok. Ama hastalık aynı.

Bu kez iPhone kuyruğu var: Adam mağaza önünde bir geceden önce çadır kuruyor. Yağmur yağıyor. Üşüyor. Bel fıtığı riski geçiriyor. Ama mutlu. Niye? Çünkü telefonu ilk alanlardan biri olacak. Oysa iki gün sonra aynı telefon rafta dağ gibi duracak. Kimse de dönüp ona “Vay be… Ne büyük adamsın. Telefonu 48 saat önce aldın!” demeyecek.

Ama insan zihni tuhaf çalışıyor.

Bazıları için ürün satın almak yetmiyor. “Erken erişim egosu” satın alıyor.

Modern insan artık ihtiyaç gidermiyor. Prestij sırası bekliyor.

Bakın futbolda bile böyledir. Adam takım tutmuyor artık. Başarı kiralıyor. Takımı yenilince depresyon. Kazanınca sanki kulübün gizli ortağı. Maçı izlerken: “Biz bugün kötü oynadık” diyor. Biz? Kardeşim sen dün tüpçüyle pazarlık yapıyordun. Hangi “biz”?

İnsan aidiyet ister. Çünkü kalabalığın içinde olmak güven verir. Hatta bazen insan, yanlış kalabalığın içinde olmayı; doğru yerde yalnız kalmaya tercih eder.

En tehlikeli tarafı da budur.

Birileri koşuyor diye koşuyoruz.
Birileri bağırıyor diye bağırıyoruz.
Birileri alkışlıyor diye alkışlıyoruz.

Çünkü sürü psikolojisi bazen düşünceden hızlı çalışıyor.

Atasözü çok acımasızdır:
“Bir deli kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.” Biz o taşın peşine bir de sponsor buluyoruz artık.

İnsan yarışmayı sever. Tamam. Bu doğal. Ama bazen yarışın ödülü o kadar saçmadır ki, insan durup düşünür.

İndirim marketinde son tava için kavga edenler…
Düğünde gelin buketi için olimpik atlayış yapan teyzeler…
‘İlk yorumu ben yaptım’ diye mutlu olan insanlar…
Canlı yayında ‘selam söyle’ yarışına giren yetişkinler…

İnsan gerçekten tuhaf.

Bazen mesele kazanmak değildir. Bir başkasının senden önce kazanmamasıdır.

İşte çağın yeni dini budur: ‘Benden önce olmasın.’

Eskiden insanlar bilgi için yarışırdı. Şimdi görünürlük için yarışıyor. Eskiden ‘adam olmak’ değerliydi. Şimdi ‘trend olmak.’

Bir de ‘Kuyruğa kaynak olma var!’ O başka bir konu. Özü itibariyle başka açıklaması var onun. Oyunda kalmak kalmamak sorunu değil. İlerideki bir yazımın konusu olacak. Bununla şimdikini karıştırmayın.

İki dakika sakin kalabilse, istediğine kavuşacak ama konu zaman değil. Önce kavuşmak. Sürüngen beyninin altını rahat ettirmek.

Ve en trajikomik tarafı şu:

Hayat dediğimiz şeyin sonunda hepimiz aynı yere gidiyoruz.
VIP mezarlık yok.
Plus üyelik yok.
Erken erişim yok.

Ama buna rağmen insanlık hâlâ dünya denilen şu koca lunaparkta birbirini dirsekleyip bağırıyor:

‘Önce ben bineceğim!’

Benden Söylemesi…