DÖNEKLERİN
kullanma kılavuzu okunMAZ!

Donek
Dönek

Döneklik, omurgasızlık mı, onay bağımlılığı mı?!
Dönek insan dost aramaz; onay arar!
Fakaaa! DÖNEKLERİN kullanma kılavuzunu kimse okuMAZ!

Dönek insan dost aramaz; onay arar. Alkış gelmeyince hedef değiştirir.

Bu durum aslında çok eski bir insan refleksi:
‘Benimle aynı kötülüğe ortak olmazsan, seni de hedef yaparım’ psikolojisi…Başkası hakkında yanında rahat konuşan biri, senden istediği yankıyı bulamazsa; hesabına tam tersi geldiği gün olursa, bu kez seni yeni konusu yapar.

İnsan, istediği değeri senden göremeyince, hiç beklemediğin değerle sana döner…

Cümle kısa. Ama insan ilişkilerinin otopsisidir aslında.

Çünkü insan sandığımız kadar ‘değişen’ bir canlı değildir. İnsan çoğu zaman yorulan bir canlıdır. Kırılan bir canlıdır. Karşılıksız kalınca içten içe çekilen bir canlıdır.

‘Beni bir tek sen anlıyorsun ya… Bana bir tek sen sahip çıkıyorsun ya… Sen insanın dibisin!’

Birine yıllarca emek verirsiniz. Yanında olursunuz. Dinlersiniz. Ölümüne Savunursunuz.
Düştüğünde kaldırırsınız. Kendinizi geri çekersiniz. Onu öne koyarsınız.

Sonra bir gün bakarsınız… Size değil, kendisini alkışlayana dönmüş.

İşte millet tam burada o meşhur cümleyi patlatır:

‘Çok değişti ya…’

Ya da her gün evinden çıkmayan kişi olmayı bırakır, kapına uğramaz. Gördüğü yerde de ‘Uzakyan bir Merhaba!’ o kadar…

Yoo… Bu selam aslında sana değildir. Kendisine değer vereni değil, kendisine değer verdiğini hissettiren kişiyi seçmiştir. Çünkü insan psikolojisi tuhaf çalışır. Hatta yer yer biraz utanmaz çalışır. Psikolojide bunun adı vardır. ‘Onay bağımlılığı.’

Yani insan bazen iyiyi sevmez. Kendisini iyi hissettireni sever. Arada dağ kadar fark vardır.

Bir doktor size: ‘Sigara içersen ölürsün,’ der. Canınız sıkılır. Ama biri size: ‘Abi sen çok özel adamsın ya,’ der. Onun çayını bile şekersiz içmeye başlarsınız. Ama biri size: ‘Abi sen karizmatik adamsın ya,’ der. Can ciğer olursunuz. Çünkü ego, hakikatten daha kalorili besindir. Çünkü ego, hakikatten daha tatlıdır. Üstelik kalorisi sıfırdır. İnsan da bedava pohpohlanmayı çok sever.

‘Çok değişti ya…’  değişim yargısı tam burada devreye girer.  Bu çoğu zaman bilgi paylaşımı değildir. Duygusal kusma biçimidir.

Bilim insanları yıllardır bunu söylüyor. Döneklik yapan insanların önemli kısmında özgüven eksikliği, sosyal kıyas bağımlılığı ve bastırılmış yetersizlik hissi daha yüksek çıkıyor. Yani bazı insanlar sizi konuşmaz… Sizin üzerinizden kendisini tamir etmeye çalışır. Dönek insanların büyük kısmında özgüven eksikliği, sosyal kıyas bağımlılığı ve bastırılmış yetersizlik duygusu daha yüksek çıkıyor.

Çünkü insanın karakteri küçükse, başkasının kusuru ona gökdelen gibi görünür. O yüzden bazı masalarda çay demlenmez. İnsan demlenir.

Bir ortam düşünün… İlk beş dakika ekonomi konuşulur. Sonra ülke kurtarılır. Ardından iş arkadaşlarından biri gömülür. Bir saat sonra da mahallede kim mutsuzsa masaya meze olur.

Cümle hep aynıdır: ‘Ben aslında kötü niyetle demiyorum ama…’

Ama bir kadın için: “Aman uzak durun… O kadın var ya, yuva dağıtır…” derler. Sesi titrer. Kaşı kalkar. Vicdan heykeli gibi konuşurlar. Sonra aynı kadın bir gün yüz verir… Bir gülümser… İki iltifat eder… Bir bakarsın, dün “ahlak nöbeti” tutan adam, bugün kadına şiir yazıyor. Yetmez… Borç isterse kadını paraya boğar. Arasa koşar. Dün “tehlike” dediğine, bugün “melek gibi kadın” demeye başlar.

Çünkü bazı insanların ahlakı karakterden değil, erişim durumundan ibarettir. Ulaşamadığına kötü der. (AMA) Yaklaşabildiğine methiye düzer.

Türkçede “ama” kelimesinden sonra başlayan bölümün büyük kısmı karakter suikastıdır zaten. Çünkü bazı insanlar dürüst değildir. Sadece filtresizdir. Filitresizlik başka şeydir.

Araştırmalar gösteriyor ki; sürekli negatif konuşan insanların zihni zamanla olumsuz düşünmeye, döneklik yapmaya daha yatkın hale geliyor.  Yani döneklik sadece ahlaki mesele değildir. Nöral alışkanlıktır. Kısacası bazı insanlar kötü oldukları için döneklik yapmaz. Sürekli döneklik yaptıkları için kötüleşir.

Bakın bu önemli. İnsan, ağzından çıkan cümlelerin içinde yaşamaya başlar. Sürekli zehir konuşan insanın ruhu bir süre sonra çiçek kokmaz. Egzoz dumanı üretir.

Üstelik döneklik bağımlılık yapar. Çünkü insan, başkasının dönekliğinin konuşurken kısa süreli üstünlük hissi yaşar. Yani bazı insanların kişisel gelişimi şudur: “Kendim yükselemiyorum ama bari birilerini küçülteyim.”

Mesele tam da budur.  O yüzden bazı insanlar başarı görünce ilham almaz. Rahatsız olur. Birinin mutlu evliliğini küçümser. Birinin başarısına kulp takar. Birinin çalışkanlığına “yalakalık” der. Çünkü başkasının ışığı, kendi karanlığını görünür yapar.

En acıklısı da şudur: Döneklik yapan insan çoğu zaman kendisini ahlaklı sanır. Oysa ahlak, insanın yüzüne söyleyemeyeceği şeyi arkasından konuşmamasıdır.

Gerçek kalite budur. Çünkü kaliteli insan, ortamdan biri kalkınca konusu değişen insandır.
Kalitesiz insan ise, biri kalkınca nihayet programa başlayan insandır.

İnsan bazen konuşmasından değil, sustuğundan belli olur. Bazıları sustuğunda büyür. Bazıları konuşunca küçülür.

Ve şunu hiç unutmayın: Bir insanın ağzından sürekli başkaları dökülüyorsa, bilin ki içinde kendisine ait konuşacak pek bir şey kalmamıştır.

Çünkü karakteri olan insan fikir üretir. Karakter eksiği olan ise insan öğütür.

Aradaki fark mı?
Biri iz bırakır.
Diğeri ağız kokusu!

Benden Söylemesi…

‘Üstad! Nilletin yazısının dil bilgisi kurallarına laf atıp duruyorsun, sürekli eleştiriyorusun. Peki ,başlıkta sen neden son kelimenin yarısını BÜYÜK HARFLE yazdın? demezler mi adama’ diyebilirsin. Haklısın ve bu bir yanlış kullanım. Onu bilerek neden kullandığımı, BİLEN BİLİYOR… ANLIYAN ANLIYOR… O yüzden yazdım. SÜBLİMASYON!
Grafik Tasarımcısın neden görsellikle kendini ifade etmiyorsun yorumları gelince…
Hadi, sizin hatırınızı mı kıracağım dedim. Buyurun!

Döneklik