Ana Sayfa

benden söylemesi ana sayfa resmi

Benden söylemesi... Sonra demedi demeyin!

‘Eh, ortada koyun yoksa, keçiyle idare edelim!’ demeye şiddetle karşıyım, karşıyız, karşılar.
Kendine güveni fazla kaçmış, ne koyun olma vasıflarına ne de fikri derinliğine sahip değilse… keçi de olmasın!
‘Abdurrahman Çelebi’leri adam yerine koymak ve saygı göstermek, bir duruş bozukluğudur!
Her yanlış alkış, aslında bir suç ortaklığıdır.
Saygıyı hak eden birini bulana kadar lütfen elinizi cebinizde tutun!

Benden, Bizden, Ondan Söylemesi.

Sanatdalı resmi

Sanat, Sanatçı ve Sanatseverlik Vizyonumuz...

Sanatın Ruhunu İçselleştirme:

Her sanat dalında öğretilebilecek yegâne şey, yalnızca sanatın teknikleridir. Sanatçı, bu teknikleri kullanarak onları sanata dönüştüren kişidir. Eğitmenler sadece yol göstericidir; sanatın özü, sanatçının yeteneği ve ter dökmesinde yatar. Bu yüzden, alaylı-okullu ayrımı bizim için öncelikli değil. Bizim önceliğimiz, yapılan işin gücü ve etkisidir.

Sanatçı unvanını hak etmek, sanatın ruhunu ne kadar derinlemesine içselleştirdiğinizle ilgilidir. Ego, sanatçının zarafetiyle harmanlandığında kabul edilebilir; ancak kibir ve kendini beğenmişlik, bizim karşısında durduğumuz duruşlardır. Kendi kendini sanatçı ilan edenlerin; Abdurrahman Çelebilerin, bizim sabrımızı taşıranlar olduğunu unutmamalı.

Sanatın Sorumluluğu ve Profesyonellikle – Amatörlük:

Sanatçı, ‘Ben varsam bu sanat var, ben yoksam bu sanat yok!’ diyerek egosunu yüceltmemelidir. Bunu sanatsal ahlaksızlık olarak görüyoruz! Arkasında çırağını yetiştirmemiş ustaya da saygımız yoktur. Sanatı amatörce icra etmenin karşılığı, hoşgörü cenneti değildir. Sanat yapıyorsanız, ‘Daha iyi olanaklarımız olsaydı, çok daha güzelini yapardık’, bahanesine sığınamazsınız. Amatörlük, olanaksızlıklara rağmen başarıya ulaşma çabasıdır; ‘laylaylomculuk’ değildir. Amatör de olsanız, işinizi ciddiyetle yapmalı, bilgiyle desteklemeli ve ‘Yaptım oldu.’ dememelisiniz. Kötü örneklerle, sıradanlıkla, estetikten yoksun şekilde sanatseverlerin karşısına çıkamazsınız. İzleyicinize saygı göstermek zorundasınız. ‘Mış’ gibi yapacaksanız, sanat yapmayın.

Sanatın Yönetimi ve Sorumluluk:

Sanatı ve sanatçıyı temiz ve iyi yönetmek zorunluluktur. ‘Oturduğun koltuğa sığmak’ uğruna, siyaseti kullanarak sanata ve sanatçıya sınırlar koymamalısınız. Sanatı icra eden kişi veya kurumları maddi kıskaca alıp, bu durumu hükmetme aracı olarak kullanmak kabul edilemez. Bu tür eylemlere ‘Sanatı ve sanatçıyı desteklemek’ ya da ‘Sosyal sorumluluk projesi’ adını veremezsiniz. Eğer sanattan anlıyorsanız, o koltuğa oturmalısınız; yoksa oturmayı hayasızlık olarak görmelisiniz. Sanatçı kanatlar altına alınmaz, arkasında destek olunur. Sanatçının önünden değil, arkasından yürümeyi bilmek zorundasınız. Bilgi, edep ve haddini bilmek, sanat yöneticiliğinin temel ilkesi olmalıdır. Sanatta dil, inanç ve ırk ayrımı yaparak sanatı çıkarlarına alet edenlere karşı öfkemiz büyük.

Sanatın Ticari Boyutu:

Sanatı ticari bir anlayışla icra etmekte hiçbir sakınca yoktur, yeter ki karşılığı doğru ve ahlaki bir şekilde verilsin. Ticari düşünebilirsiniz, ama tüccar gibi düşünmemelisiniz. Sanatçıya verdiğiniz desteğin ardında çıkar arayışında olmamalısınız. Ticari kuruluşlar, markalar da ‘Sanatı ve sanatçıyı desteklemek’ ya da ‘Sosyal sorumluluk projesi’ adı altında, çıkarcı zihniyetle hareket etmemelidir. Sanatçı, eserlerine maddi değer biçebilir ve bu yolla hayatını geçindirebilir, ancak ekmek parası kazanırken, sanatın onurunu ve saygınlığını asla satamaz.

Sanatın Evrenselliği:

Sanatın yakını, uzağı; şehirlisi, köylüsü yoktur. “Sanat her yere, herkese ulaşmalıdır” derken, bunun bir estetik ve kurallar bütünü olduğu unutulmamalıdır. Seyirci ve dinleyici, sanatçının sunduğu eseri anlamaya çalışmalı, onun derinliklerine ulaşmak için çaba harcamalıdır. Bu, bir sorumluluktur. Seyirci olmanın da bir seviyesi ve adabı vardır.

Sanat ve Toplum:

Sanat, birey ve toplum bilincinin, kültürünün, entelektüelitenin yapı taşıdır. Bu nedenle sanatçı, toplum içinde dik ve onurlu durabilendir. Sponsorluk, para kazanmak adına, sağa sola sallanmamalı, kimsenin yanaşması olmamalıdır. Topluma karşı sorumluluğu ve vicdanı olmalıdır.

Önderimiz Atatürk’ün şu sözleri, başucu ilkelerimizdir: “Sanatkar, toplumda alnında ışığı ilk duyan insandır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Bir milletin sanat yeteneği, güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.”

İlla ki sanat… İnadına sanat… Yaşasın sanat!

Son Yazılar ve Yorumlar

marka ölümü

Marka Ölümü Ne Zaman Başlar?

Marka ölümü satışlarının düşmesiyle başlamaz. Müşterinin zihnindeki yerini kaybetmesiyle başlar. Satış rakamları ölüm sebebi değil, bir ölüm belgesidir. Bir markanın ölümü satışlarının düşmesiyle başlamaz. Asıl

Devamını Oku »
Markalasma

Bu Şehir Markalaşmayı Bilmiyor!

Markalaşma nedir, reklam ajansı ile nasıl çalışılır, bilmiyoruz! Bu nedenle Ordu’dan Türkiye çapında bir marka çıkmıyor. Başlığa bakıp hemen itiraz etmeyin. Elbette ajansı olmadan da

Devamını Oku »
Orduspor

Orduspor Çok, Marka Yok!

Bir sabah kalkarsınız; takımınız çoktur ama Orduspor’unuz yoktur. Bir şirket için marka konumlandırması neden önemlidir? Çünkü müşterinin zihnindeki şu soruya cevap verir: “Neden seni tercih

Devamını Oku »
Değiştirelim

Hamam Kalsın, Tası Değiştirelim!

‘Değiştirelim’ De, Önce İnanacaksın ! Bugüne kadar kafe sandalyelerinde, pastahane, kıraathane köşelerinde, çay bahçeleri masalarında ve o meşhur ucuz iskemle sohbetlerinde bol bol memleket kurtardık.

Devamını Oku »
ordu mutfağı

Ordu Mutfağımız Var mı?

‘Markan’ Yoksa, Ordu Mutfağı da Yoktur ! Ordu mutfağının lezzet sorunu yok. Hatta bu konuda biraz fazla rahatız. Çünkü sofraya güveniyoruz. “Bir yesinler, gerisini zaten

Devamını Oku »
çikolata

Halk Tipi Çikolata!

Halk Tipi Çikolata Olmaz; Halkı Tipleyen Çikolata Olur! Şehir Küçük, Bahaneler Büyük Çikolata, yedi yaşındaki çocuğun cebinde de vardır, yetmiş yaşındaki dedenin gizli çekmecesinde de.

Devamını Oku »